10 Mart 2016 Perşembe

Hanif Manifesto

Önce canlıyız, canlılara saygı. Sonra insanız, insana saygı! İNSAN olmasaydı, İslam olmazdı. O halde islamdan önce İnsan! İslam olmak için önce “İNSAN” olmak gerekir. İnsan temeldir! İnsan olmazsa İslam olamazdı.İslam ile İnsan Allah kulu oldu

İşte ültimatom, işte manifesto, işte protesto, işte sloganlar

MİLLETLERE İSTİKLAL
İNSANLARA HÜRRİYET!
KİŞİ HAKLARINA SAYGI
CANLIYA YAŞAM HAKKI
ÇEVREYLE YEŞİL BARIŞ

Bunlar beylik sloganlar değil, bunlar nutuk değil, bunlar MEHDİ’nin düzeni, bunlar HANİF dinin gereği… Ayrıntılanmalı!

MİLLETLERE İSTİKLAL!

Ulusal bağımsızlık kavramı şu sorunun yanıtında saklıdır:
“Devlet mi millet için vardır; millet mi devlet için vardır?”
Millet Devlet için var” diyenler, düzenin düzenbazlarıdır.
Devlet baba, millet anadır “diyenler ya zarbo ya zorbadır.

İNSANLARA HÜRRİYET

İnsan en temel değerdir, hürriyetleri ise en temel hakkıdır!
Kişinin özgürlük düzeyi şunu orta yerde söyleyebilmesidir:
“Ben hür bir ülkenin özgür yurttaşıyım,avukatımı isterim.”
Bunları söylemekten kaçınan ya dilsiz şeytandır ya da köle

KİŞİ HAKLARINA SAYGI

Kişi temel haklarıyla kaim olup, hayvandan farkı saygıdır!
“İnsan doğuşta eşit, sonra çeşit çeşittir.” diyen insan değildir!
Özlükhakları demokraside: hak verilmez alınır biçimindedir!
“Hak verilir alınmaz” diyene sorun:Hangi legal çetedensiniz?

HAYVAN HAKLARINA KAYGI

Yaşam hakkı her canlı için kutsaldır. Önce ormanlara sığındılar, onları yoketmek üzereyiz, çocuklarımıza artık ansiklopedilerden fotoğraflarını gösterip, “Bak bu balina, bu fok, bu tilki, bu kurt” diye göstereceğimiz günlere çeyrek kaldı,vahşi onlar değil biziz!

Bir kısmı yabandan geldiler, evcilleşip beldemize-bize sığındılar Kedi ağaca çıkıp kurtuldu, kurtulamayan sadık dost köpeklerdi! Onlar sokakta, İskenderun’da , beyaz ekranlarda içimizi sızlattı! Artık itlafçı, cani, katil belde başkanlarını seçmezsiniz değil mi?

Hemen şimdi “Hayvan hakları” üyesi olun, hayvan çiftliklerine yardıma koşun, katil başkanlara engel olun, siz beslemeseniz de, alın ellerinden o zavallıları, sivil örgütlerin hayvan barınaklarına bırakın. Onlar size Allah’ın emanetidir, emanete ihanet edilmez!

Düşündüm de, ya ben köpek yaratılsaydım? İnsan insaf bilmez!. Ya katil bir başkanın çöp kamyonu presinde diri diri öldürülür, ya havladığıma korkan, hastalık paranoyakları şikâyet etti diye üzerime benzin dökülür ve diri diri yakılırdım. Asıl hayvan kim!

Ne Şiiler tavşanı ne de Şafiiler köpeği lanetlemesin artık!

ÇEVREYLE YEŞİL BARIŞ

Yüzmilyonlarca yılda insan dışında hiç bir canlı başaramadı!
Doğaya savaş açan barbar insan çeyrek yüzyılda yeşili bitirdi..
Deniz sanayii ile kirlendi. Oksijen çarpık müteahhitlerle yitti..
Doğa orman ile tutunuyordu dünyaya!..Erozyonla o da bitti!

Artık ne yapacağımı biliyorum. Şimdi bir telefon kadar yakın düşük ücretli “ağaç dikme hatlarını” arıyorum. Benim yerime derhal dilediğim kadar fidan dikiyorlar, hiçbir zahmetim yok! Pikniğe fidanlık-seradan aldığım fideleri dikmeye gidiyorum!

Vahşi müteahhitlerin, yağmacı zenginlerin, tarla hırsızlarının cahil ihmalcinin, artniyetli sabotajcının, usulsüz kesimcinin ve keçinin, kefaretinden kurtulamayız! Çünkü her bir ağaçta 300 milyon canlı size duacı! Allah’ın Cenneti sizin için yeşeriyor!

Yeşil murat rengidir, yeşil Cennet rengidir, yeşil tedavimizdir.
Yeşil gölgedir, ferah ve serin, gözlerin şöleni, ruhun doyumu!..
Yeşillik seyirliktir, temaşa, sadabad, mesire, yayla ve piknik!..
Asit yağmuruyla yok ettiğimiz, erozyon ile kıraçlaştırdığımız…

Dünyamız akciğer kanseri…Geç kalmaktan kork!

Önce insanız, sonra kadın-erkek!

Anne-baba, kardeş-eş tüm bedenler birer fani, geçici emanettir!
İns-Cin, bitki-hayvan, melekler, tüm ruhlar cinsiyetsiz kardeştir!
Bahçemdeki Yaseminle, şu beslediğim kumrularla, şu çöpçüyle
Kiramen Kâtibin, arkadaşımın kâtibesi, bardaki şantöz kardeşim

Şu cumhurbaşkanı-bu düşmanım, o zenci-moğol ama kardeşim!
Kaç karşı cinsimle birlikte olurum, kaç kadını birden sevebilirim?
Biri eşimse kalanları kardeşim! Kaç kat elbiseyi üstüste giyerim,
aynı anda kaç katta oturup, aynı anda hangi yatta gezinebilirim?
“İnsan” olup yaklaşacağımıza, cinsiyet tabusuyla uzaklaşıyoruz!

Önce sevgi ile doku sonra oku!

Canlıyla barışırsan, kendinle barışıksındır. Göstergesi tevazudur.

Horgörmez, hoşgörürsün; kalleş değil kardeş olursun-benim gibi-
Bitkiyi, hayvanı sevmeyen insanı hiç sevemez, tek kendini sever
Çocuk sevmeyen, yetimi sevindirmeyen, kendini sevdikçe sever!

Kendini sevdikçe seven birisi yoksul, özürlü yaşlıdan nefret eder!
Allah da öyle bencilleri cimrileştirir ki Cehennem züppesi olurlar.

En kötüsü de evreni sevgiyle dokuyan Allah’ın düşmanı kesilirler
Sevgiyle dokuyamayanın kalbi ilk emri, ilk farzına da mühürlenir!
Allah’ın ilk indirdiği surenin ilk ayetinin ilk kelimesi “OKU”
emridir.
Hem de iki kez “İkra” diyerek… Öğrenci okutun, LÜTFEN!

Bendeki biçime değil içime bakın

Âmâ olan göz zarfı-afakı görmese de mektubu-enfusu okuyabilir!
Gören göz biçimde, ambalajda, kılıfta, vitrinde, makyajda körleşir
Hüner dışa bakıp içi görmemek mi, çiftini bakmadan görmek mi!

Duymadan işitebilirsiniz, içime bakarsanız, beni hissedebilirsiniz.
Önce hamdım, tırtıl biçimindeydim. Biçimi değil bilimi koza ördüm
kendime, şimdi Kelebek olarak piştim belki de olmaya yüz tuttum

Zarfı mı okursunuz, mektubu mu?Zarf benim biçimim, mazruf ise
benim içim, içeriğim, tutarım ve kapsamım, mektubum, mesajım,
Bu eserin cildini-kapağını mı okursunuz, yoksa kitabın içini mi?

Câhil ataların olmasın bilmene engel
Kendi aklınla ‘oku’ gerçeğe sen gel!

Özsaygın, özsevginle özeleştirini yapmazsan özünle cebelleşirsin
Bilimle buluşursan, barışla uzlaşırsan özel biri olur ve özelleşirsin
Önce özeleştiri yaparsan kendin ölçüt olursun,öylece güzelleşirsin
Sen en güzel ahlak üzerine,en güzel biçimde yaratıldığını unutma

O seni kendi benzerinde yarattı, O sana kendi ruhundan üfledi,
insana bilmediğini okumayı öğretti ve kalemle de yazmayı öğretti

Hayvana vermediği aklı, emaneti, bilim- teknolojiyi, uygarlık-görgü
ve sanatı verdi seni “En şerefli yaratık-Eşrefi mahlukat” diyerekten
halifesi kıldı, rızkını verdi, ilmini verdi, icat etti emrine verdi.

Bilim ‘Nur’dur, ALLAH nurunu karacehalet üzerine tamamlayacak!
Sen bilim yapmaktan korkmazsan, bilim senden korkar, kolaylaşır!
Bilim yapmak “Bugün Allah için ne yaptın?”sorusunun tek yanıtıdır.
İşin, İbadetin, zikrin ve iyiliklerin kendini kurtarman içindir.
O sana gereksinmez. O’nun için ‘oku’rsan, O’na taparsan, bilim yaparsan,

Sen elçisi gibi ‘Üsvai hasene’ en güzel ahlâk olan Allah ahlâkıyla
ahlâklanmış hanif olursun.
Ancak ahlâk’ı sakın hadislerde arama!

Yeniden yapılanmaya
Allah’a Kapılanmaya!

Asla korkma, Evren çok geniştir ama insan aklı ondan da geniştir
En büyük nimet olan aklın ile niyet et ve ”Rabbim ilmimi artır” de!

UNUTMA
Yaratığın kölesi olursan,Yaratan’ın kulu olmaz; kulun kulu olursun!
Ne hoca dediğin maaşlı ruhbana ne şeyh denmiş misyonere değil
ALLAH’ın ipine tutun, HANİF MÜSLÜMAN olarak canını teslim et!

BIL KI
Çivisi çıkmış bu tabutluk düzenin, düzenbaz tek sorumlusu,
nefret ve taassubla yoğrulu irticacı cehalettir.Tek ilacıysa bilimdir!

Mukallit-takliden, naklen değil; muhakkik-tahkiken, aklen iman et!
Asla istibdatçı, taassubçu, bağnaz,yobaz, sofu,softa takımı olma!
Onlar ki Cezayir örneği soykıran, Arap örneği kılıçla kelle avlayan
İran-Afgan örneği başına kefen geçirdiği kadını zevkle taşlayarak
linç eden, Kur’an’da yer almayan vahşeti ‘Şeriat’ adına yapanlar!..

Unutma ki, sen sözde müslüman, güya şeriatçı değil; Sünnetullah
(Ey iman edenler bir de aklen iman edin)dan hanif Müslümansın

Allah’tan fazla hiç bir kulunu; Kur’an’dan çok sahte sahih hadisleri
Farzdan fazla sünneti; dinden çok mezhebini asla ve asla sevme!

Bu ambiyansı hissetmeden Hanif olunmaz
hoşça-dostça kalınız sevgideğerler…

Hans von AIBERG

6 Mart 2016 Pazar

DEĞERLİ KAMUOYUNA

Değerli araştırmacı yazar Halid ÖZKUL u ve kitaplarını sizlere tanıtmaya çalışıyoruz.Bu çabalarımız karşısında "Halid ÖZKUL Muhammed peygamberle alay etmiş""Dinsizmiş ateistmiş" diye asılsız yarı gerçekli savlar önümüze sürülüyor

.Arkadaşlar ben Halid ÖZKUL Diyanet İşleri Başkanlığı na aday olsun demiyorum.Politika/ekonomi politik/sosyoloji/istihbarat/felsefe konusunda halkın anlayabileceği bir numaralı yazardır diyorum.Bugün Ekim Beyler Konseyi başkanı Ahmet Hamdi TEPEDELENLİOĞLU bile yaşça büyük olmasına rağmen ustam,ağabeyim diyorsa bir bildikleri var elbette.

Ben bu yaşında hala kendini geliştirmek için sosyoloji bölümünü bitiren,gençliğinden beri zionizme kapitalizme ve her türlü emperyalizme savaşmış,klavye başında döt büyüterek değil bizzat elde silah İzrael e saldırmış,daha müreffeh daha özgürlükçü bir Türkiye davasında ailesini bile feda eden başka bir yazar gösterin elini değil şeyini bile öperim.

Bunlar kişisel görüşlerimdir arkadaşlar ancak bu saatten sonra Halid ÖZKUL disnizmiş,ateistmiş topmuş kunekmiş muhabbeti yapan olursa Zİonizm ve emperyalizm ajanı olarak değerlendirecek ve sülalaseinden başlyacağım.Güven AYDEMİR

ÖNGÖRÜLER/DURUGÖRÜLER

+Apo ölebilir
+Fransız-Rus örtülü operasyonlarda çatışma
-Karaköy ve Sütlüce de patlama
+13 Mayıs Cuma gününe dikkat
+Vapurlara dikkat edin

4 Mart 2016 Cuma

ÖKÜZ

Karara da uymam
Saygı da duymam
Evleri de basarım
gazetecileri de tutuklarım
Cingıl da bels
Meri de krismıs
hepi de nüvyıir
huniyi de takarım
salona da sıçarım
Gine'ye de saray
Gana'ya da ayar
kusura da bak
çatla da patla



Devrimci kadroları korumayanlar karşı-devrimcilerin gönüllü işbirlikçileridir-Halid ÖZKUL

Çarlık Rusya'sında aydınlar ve öğrenciler arasında en güçlü örgüt SR'lerdi, bir çok anarşist, nihilist, sosyalist örgüt vardı birde RSDİP içinde proletaryanın içinde en güçlü olarak örgütlenmiş Bolşevik (Komünist) kanat. Bolşevikler kent gerillasını uyguladı hatta Kafkaslarda banka soydu.

Ama bireysel teröre asla başvurmadı.

 1917'de Bolşevikler iktidarı ele geçirdi. SR'lerin militanları birçok örgüte dağıldı. 1919 yazında SR MK üyesi Fanya Kaplan, Lenin'e suikast yaparak onun 5 yıl sonra ölümüne neden oldu. SR'ler Çarlık Rusyası rejiminin en korkulu devrimci şiddet örgütüydü. Ama hiç bir liderinin tek bir sayfa bile ders çıkarılacak yapıtı günümüze kalmamıştır.

 Rus toplumu mujik romantizmine bağlı Asyatik bir toplumdur. Fazla eleştiriyi sevmez. Kitap okumayı da sevmezdi. Zaten devrimi kentleşmiş, işçi sınıfına dayanan, bilimsel kitap okumayı seven ve geriye onlarca kitap bırakmış bir avuç proleter devrimci bilimsel komünist kafa militanı insan yaptı.

Marx'ın çok güzel bir sözü vardır, Fransız köylü komünistlerini eleştirirken şöyle der: "bunlar aralarındaki polis hafiyelerine dört elle sarılırken aralarındaki gerçek devrimcileri polis zannederler...."

30 yıldır bunu anlatmaya çalışıyorum... Kitaplar yazıyorum.... 0+0=0. bu kafa ile devrimcilik falan olmaz. İşçi sınıfı fabrikalarda mücadele veriyor, gidip sınıf bilinçli bir işçiye sorun bakalım ne diyecek? Devrim kadrolarla yapılır. eline silah alma yürekliliğini gösteren militan kadrodur ama onun MK'nin görevi bu kadroları polis vurmak (işsizler ordusu 3 milyon yani 3 milyon polis adayı var) için harcamaz, kapitalist sistemi yıkmak için ihtilal örgütlenmesinde görevli kılar. bunu inatla yapmayan köylü ruhlu kafalara ben "ajan-provokatör" gözü ile bakarım. ben 49 yıldır devrimci mücadele içindeyim 15 yılını Türkiye /THKP-C/1970), Filistin (El-Feth, FHKC-O) ve Avrupa'da silahlı mücadele içinde geçirdim. duygusal mavallara karnım tok. devrimci kadroları korumayanlar karşı-devrimcilerin gönüllü işbirlikçileridir... NOKTA....

1 Mart 2016 Salı

YENİ KİMLİKLERDE YANDAŞ KAÇAK SARAY RESMİ VE TURKUAZ RENGİ İSTEMİYORUZ !

TEPKİSİZ KALMAYARAK PAYLAŞALIM.
YENİ KİMLİKLERDE YANDAŞ KAÇAK SARAY RESMİ VE TURKUAZ RENGİ
İSTEMİYORUZ !

aksaray resimli ve turkuaz renkli Türkiye Cumhuriyeti nüfus kimlikler
Eski nüfus cüzdanları yerine verilecek yeni kimlikler
http://www.nvi.gov.tr/ de ,yeni kimliklerimizin tasarımı şöyle anlatılıyor ;

”b. Tasarım Uluslararası kamuoyunda ülkemizin kabul görmüş rengi olarak Turkuaz rengi tercih edilmiştir. Aynı zamanda cinsiyet ayrımına yer vermeden tüm kadın ve erkek vatandaşlarımız için aynı renk ve tasarım benimsenmiştir. ”

TURKUAZ RENGİNİN ÜLKEMİZ KAMUOYUNDA KABUL GÖRDÜĞÜ HANGİ KRİTERLERE GÖRE BELİRLENDİ ? AKEPE KRİTERLERİNE GÖRE OLDUĞU NET AÇIK!
KİMLİĞİMDE DAYATMA AKEPE TURKUAZI GÖRMEK İSTEMİYORUM!
TÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLARI AKEPELİLERİN
İSTEDİKLERİNE,DAYATMALARINA UYMAK ZORUNDA DEĞİLDİR

29 Şubat 2016 Pazartesi

Milli Piyango Hileleri-GLADIO NASIL FİNANSE EDİLİR?


http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/06/01/chpden.milli.piyango.iddiasi/663414.0/index.html

Kart, TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Atilla Kart, Milli Piyango çekilişlerinde, haksız müdahalelerin yapılarak, bu yolla haksız kazanç ilişkilerinin oluşturulduğuna dair bazı iddiaların bulunduğunu söyledi.
Gelen bilgi ve iddialara göre, TRT’nin canlı yayınlarının, bilinçli olarak engellendiğini, TRT’nin 30 Nisan’dan bu yana canlı yayın yapmadığını belirten Kart, ikramiye kazanan numaraların tespitinde bazı müdahalelerin yapıldığına dair de iddiaların bulunduğunu ifade etti.
Kart, kazanan numaraların gerçek numaralar olmadığı, sürekli devir yapılarak, haksız kazancın her geçen hafta tırmandırıldığı iddialarının bulunduğunu kaydetti.


“GLADIO” NASIL FİNANSE EDİLİR?

Geçtiğimiz aylarda bir Genel Müdür, bir müfettiş tarafından öldürüldü. Hemen herkes bu olayı “vaka-i adiye” olarak değerlendirdi. Ama olay asla “adi” bir olay değildi.
Bu konuyu uzun uzadıya yazacak değilim. Gerekli uçları sizlere verip köşeme çekileceğim.

Ülkemizde son dönemlerde büyük çılgınlıklar yaşanıyor. Adaleti “mafyanın kucağında”, eğitimi “dershane” kapılarında, sağlığı “özel sektör”ün merhametinde arayan, oylarını “bir paket makarna” karşılığı alınmaya aday açlığa ve sefalete mahkum edilmiş insanlarımız, umutlarını sayısala, şans topuna, süper lotoya vs… bağlamış durumda. “Bana da çıkar” diyerek, cebindeki son kuruşu makinelere yatırmakta. Hemen her seferde, umutlarını bir sonraki çekilişe saklamakta.

MAKİNENİN UÇKURU…

Ancak, gelin görün ki Türk Milleti’nin umudunu bağladığı sistemin makinelerinin, yani bilgisayarlarının “uçkuru” bizimkilerin elinde ve kontrolunda değil. Makineler çok güçlü, milyarlarca işlemi saniye bazında yapabilecek derecede donanımlı. Ama, “kaynak kullanım kodları” dolayısıyla da her türlü komutası ABD’de.

“EĞLENCE PROGRAMI VAR” BAHANESİ

Söz konusu oyunları en geç çekiliş gününün saat 20:30’una kadar oynayabilirsiniz. Ama çekilişler en erken 22:30’da yapılır. Dümen hazır değilse, çekiliş birkaç şarkı-türkü mesafesi uzatılır. Sonra da çekilişe geçilir… Milletimiz o kadar cevvaldir ki, başka ülkelerde bazı oyunlarda aylarca, bazı oyunlarda yıllar boyu “devreden” ikramiyeler, neredeyse her hafta birkaç zengin yaratılır. Ama bu zenginleri hiç birimiz göremeyiz, tanıyamayız… Sizce bu şanslı kişiler gerçekten “şanslı” mıdırlar, “mutemet” midirler?
İdareye yazılı ya da sözlü olarak sorduğunuzda “TRT ile anlaşmamız var, çekilişi o nedenle geç yapıyoruz” cevabını alırız. Peki, madem anlaşma var, vatandaşlar neden saat 22:20’ye kadar kupon yatıramazlar? Efendim, makine işlem yapıyor da… Peki efendiler bu makine “Comodor 64” mü ki tospa hızıyla işlem yapsın ? Bahaneniz bile ne kadar komik…

ZURNANIN ZIRT DELİĞİ

“GLADIO” artık eskisi gibi ABD, İngiliz, Fransız, İsrail parası ile değil, “operasyon” yapılan ülkenin kaynakları ile finanse ediliyor. Türkiye’deki GLADIO’nun finans kaynaklarından en büyüğü de bu şans oyunları. Peki ya geri kalan kaynaklar?
“5464” sayılı yasa öncesi “yasal tefecilik” olayları dizisi, “5464” sayılı yasa sonrası “kart aidatları”…
2010 yılından sonra buna “Mortgage” çöküntüleri ve çökertmeden elde edilecek gelirler de eklenecek.
Bir ara “banka hortumlamaları” üzerinden yapılan özel tahsilatlarda olduğu gibi…
İnanması çok mu güç?
Bir gün gelir bunların hepsi ortaya dökülür. Umarım ve dilerim ki o gün “çok geç” olmaz.
Şimdilik benden bu kadar…
Saygılarımla…